18 Ocak 2010 Pazartesi

Kurukabaha


ERKAN BAL


Kurukabahaa!
Bu sözü ilk ve son kez duyduğum günden bu güne tam 26–27 yıl geçmiş. 1980 ihtilalinden hemen sonra bir yakınımın isteği üzerine, kendisine bir hocanın yanına giderken eşlik etmiştim. Hoca dediğim din adamı değil, bildiğiniz Uğur Dündar’lık adamlardan birisi işte.

Bir hayli methi duyulmuş ve bir rivayete göre Kenan Paşa’nın rahmetli eşini de tedavi(!) ettiği için, kendisine o zaman ihtilalciler biledokunmuyormuş.
Etrafta gezinip boş vakit geçirirken; içeriden çıkan özürlü ve akli dengesi yerinde olmayan askerlik çağında bir genç delikanlı (abi) gördüm.

Kollarından iki kişi tutmuş zorla zapt ederek yürütmeye çalışıyorlardı. O ise çığlık çığlığa bu kelimeyi tekrar tekrar bağırıyordu.
- Kurukabahaa!.. Kurukabahaa!


Hocaya gelen, hastası (!) olan herkes birbirinin sıkıntısını paylaşıyor, yarenlik ediyordu. Ben de aralarına sokulup dinledim.

Doktora götürmüşler fayda etmemiş. Bu kelimeyi söylemeye başladığı zamanlarda biraz saldırganlaşıyormuş. Hoca(!)ya ikinci gelişleri imiş, ama hoca da pek ümit vaat etmemiş. Kendisine küçükken cin musallat olduğunu, özrünün de bundan sonra meydana geldiğini falan söylediler. Geçmiş gün olduğu için ihtimal ki hepsini doğru hatırlayıp aktaramıyorumdur, affedin.

Hocaya dair söyleyecek pek bir şey yok. Kendince yöntemler geliştirmiş ve insanları etrafına toplamayı başarmış. İnsanımız da mistik şeylere kolayca kanmaya heveslidir zaten.

Gelirken yanınızda mutlaka bir refakatçiniz olacak, gerekirse 2 gün sıra bekleyeceksiniz (böylece kasabanın oteli, kahvecisi ve bakkalı da durumdan memnun olacak) ve ritüel olarak da hoca sizi kabul ederken elinize verilen muskalı bir taşı, refakatçiniz başınızın üzerinde tutacak.

Gelen insanların ve dertlerinin çeşitleri bir yana, özellikle özürlü ve akli dengesi yerinde olmayan bir hastası olan böyle çaresiz insanların duygularını sömürebilmek çok daha kolay tabii ki.

Zaman zaman bu tip hastalarla karşılaştım, gittiğim yerlerde de çevremde de bu tip sıkıntıları yaşayan insanlar oldu. İster doktor ister hoca tarafından olsun, bu insanların hiçbir şekilde sömürülmesine izin vermemek gerek. Bir umut diyerek geldikleri kapılardan, zaten zor olan hayatlarına bir de ekonomik darbeler vurularak ayrılmamaları gerek.

TV’lerde 'Bile bile özürlü bir çocuk sahibi olmak ister miydiniz?' tartışmasını gündeme taşıyan diziler oynadı.. Gündemimize bu soru sokuldu bir şekilde.

Bir yerde okumuştum, ne derece doğrudur bilemiyorum.Bu tip özür ve rahatsızlığı olan insanlar bizlere göre yarı ömür yaşıyorlar çoğunlukla.Benim okuduğum kaynakta özürlü doğan ve ömrü kadar yaşayıp ölen her çocuğun, insan genlerindeki sağlıklı bebek yüzdesini yükselttiğini yazıyordu. Yani özürlü çocukların dünyaya gelmesi aynı zamanda insan neslinin çoğunluğunun ilerde özürlü olmasını engelleyen genetik bir mucizeye de vesile oluyormuş.
Tıp adamı değilim. Bilemiyorum. Kaynağını yaz deseler onu bile hatırlamıyorum; ama eğer bu doğruysa, bir insan olarak hayatı paylaştığımız doğuştan her anlamda özürlü bu kardeşlerimize ayrıca bir teşekkür de borçlu olduğumuz kanısındayım.

Kurukabahaa!..







Belki de bu söz , "Ben sizin için Kurbanım ha!", 'Hor görmeyin beni' diyen özürlü ve akli dengesi (bize göre) yerinde olmayan bir delikanlının feryadıydı. Kim bilir ?...


4 yorum:

  1. :) ilginç bi yazıydı, okumaktan keyif aldım herzamanki gibi.
    Sevgi ve saygılarımla..

    YanıtlaSil
  2. Bizde zamanında çok gidip geldik hacı hocalara. Annemde olan bir rahatsızlık neticesinde. ama çareyi bakırköy ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde bulduk. Allah kimseyi be hacıya ne hocaya, ne hastane kapılarına düşürmesin. heleki aklı konusunda hiç. Çok zor bir durum Allah bu durumda olna herkeze acil şifalar versin. Kalmeinize sağlık yazınız beni çok etkiledi. SAygılar sunarım.

    YanıtlaSil
  3. @đerkenαя : teşekkür ederim efendim. yüreğinize sağlık sizin de.

    YanıtlaSil
  4. @siyah kelebek: şifa aramak çok zor, hastaneye gidince insan herkesi hasta sanıyor. öte yandan haklısınız önce ve mümkünse sadece doktor da aramak lazım sağlık sorunlarının çözümünü...

    YanıtlaSil