21 Şubat 2010 Pazar

Henüz aşık olamıyorlar



Teknolojinin nimetinden midir külfetinden midir, bilinmez ama bir silah olarak kullanılma boyutu da var.

Eskiden bilim kurgu yada james bond filimlerinde gördüğümüz bir çok özellik bugün sıradan şeyler haline gelmiş durumda. Hani delikli demir icad oldu mertlik bozuldu derler ya, günümüzün delikli demiri de teknoloji olsa gerek..

Neler mi yapılıyor?
Uzunca süredir biliyorsunuz gece görüş dürbünleri ve termal kameralarla istediğiniz bir bölgeyi veya kişiyi izlemek mümkün. Türkiye'nin K.Irak sınırına asker kaydırdığını amerikan uyduları an be an görebiliyor mesela.

Dünya üzerinde herhangi bir bölgenin haritasını ordaki evlerin penceresine kadar uydulardan izlemek şu an siviller için bile mümkün. Özellikle bu konu teroristlere kaynak sağladığı düşüncesi ile eleştirilmekte. Yazışmalarınız notlarınız yüzlerce şifreleme imkanına rağmen ayrıca bir başka devlet tarafından ele geçirilip kullanılabilir şifreleri çözülebilir durumda.

Kitle imha silahlarının gücü kontrol altına alınmaya çalışılırken aslında daha keskin nokta hedefe isabet edip sivil kayıplarını azaltan ama sonuca götürücü küçük canavarlar icad edilmekte. Gerçi israilin yaptıklarını görünce acaba teknoloji yalan mı söylüyor yoksa israil kasıtlı mı sivilleri vuruyor diye sormadan edemiyorsunuz.

İnsanoğlu iki ayak üstüne dikildiği ve alet kullanmaya başladığı günden beri dünyada kendisi dahil bir çok canlının belalısı olmuş durumda. Global bir köy haline dönen dünya da artık herşey digital bir geleceğe doğru kaymakta. Teknolojinin bazen abartılan bu gücünün eksiklikleri ise hollywood sineması ile örtülmekte yine digital yalanlarla savaşı kaybedenler kazanmış gösterilmekte. Yalan haber kıtalar dolaşıp fitne fesat çıkarmakta kullanılmakta.

İyi ve kötü digital dünyada da savaş halinde; birileri durmadan daha öldürücü, daha yokedici, daha saldırgan daha egoist düşüncelerle teknolojiyi geliştirirken birileri de kan şekerinizi anında ölçen cihazlar, ameliyatları daha kolay ve başarılı kılan cihazlar geliştirmekte.

Bir yandan kapitalist dünyanın oyuncaklarına durmadan para akıtıp geleceğimizi ipotekliyoruz. Kişisel egomuzu okşayan birçok ürünü bilinçli bilinçsiz tüketiyoruz. Öte yandan bu aletleri en azından kullanmayı öğrenerek ileride bir çok sahada vasıflı, donanımlı hale geliyoruz.

Sözün özü içinde yaşadığımız çağın büyücüsü, sihirbazı teknoloji ve bilişim oldu. Bu konuda her türlü araç ve bilgi kaynağına ne kadar kolay erişirsek erişelim şunu asla unutmamalıyız; Tv nin karşısına oturtup yetiştirdiğimiz çocukların yerini bilgisayarın karşısında kendiliğinden oyun oynayarak yetişen çocukların almış olması çok bir şey değiştirmeyecektir.

Erdemli, iyilik, güzellik duyguları ile dolu, sevecen, kişisel yetenekleri gelişmiş çocukları yetiştirmek yine makinalara değil biz insanlara düşen bir görev. Unutmayın makinaların bugün bile yapamadığı şeyler var.

Gülmek, ağlamak, sevinmek, üzülmek, aşık olmak gibi...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder